Merhabalar sevgili dostlar, dün gece Facebook’ta kendimce ironi yapmaya çalışarak, biraz da esprili bir paylaşım
yapmıştım. Bunun üzerine telefonla arayan dostlarımız oldu ve sözlerimizin
yanlış anlaşılmalara neden olacağını ifade ettiler.
Öncelikle
söyleyeyim, bu mecrada ya da diğer mecralarda bir konu hakkında bir şeyler
yazarken de söylerken de “laf olsun, torba dolsun” mantığı ile hiç hareket
etmedim, etmem de.
Bir
konuyu etraflıca anlatmak için, uzun uzun yazılanların bu mecralarda
okunmadığını hepimiz biliriz. O nedenle bir şeye vurgu yapmak, dikkat çekmek
için olabildiğince kısa yazmaya çalışırız.
Dünkü
yaptığım paylaşımla amacım, ne kimseye hakaret etmek ne de kırmak değildi. Sadece
son dönemlerde sıkça şahit olduğum bir meseleye dikkat çekmek, kendimize bir
ayna tutmak istedim.
“Geçmişte
ve Günümüzde Alevi-Bektaşi Dergâhları ve Cemevleri” üzerine epeyce bir süredir
kafa yoruyor, konu hakkında kaynaklar okuyorum. Okumalarım devam ederken,
aldığım notlar üzerine, panel ve söyleşilerde de bu konuyu dillendirmeye
çalışıyorum.
Dergahlar
sadece ibadet yapılan mekanlar değil; aynı zamanda insanların barınma, beslenme
ve kültürel faaliyetlerini de hayata geçirdikleri mekanlardır. Yakın zamanda
yayınlamaya hazırladığım makalemde konu hakkındaki tespitlerimden bazılarını
paylaşmak isterim:
“Tarihimizde Dergâh dediğimizde aklımıza neler
gelmektedir?
Mekân: Dergâhlar farklı binaları içeren yerleşkelerdi.
Büyüklüklerine ve önemlerine göre farklılaşmakla birlikte her dergâhta, o
dergâhın adını sürdürdüğü yol ulusunun türbesi, bir toplanma mekânı
(semahhane-meydanevi-cemevi), çeşme, kiler ve mutfak, çalışma odaları ve yaşam
odaları yer alırdı.
Büyük dergâhlarda
bunlara ek olarak dışa kapalı duvarlarla çevrili ve korunaklı bir avlu, buradan
geçilen farklı avluların etrafında yer alan farklı işlevleri olan işlikler,
misafir odaları, dergâha bağlı bir çilehane, hamam ve yaşam mekânları
bulunurdu.
Büyük dergâhlar, halkın
bağışlarının yanı sıra, bu yol ocaklarının işlevinin yerine getirilmesi ve
binaların bakımı ile onarımı için vakfedilmiş toprak ve işletmelerinin
gelirleriyle ayakta duran kurumlardı. Dergâhların en önemli işlev ve gider
kalemlerinden biri vakıf kuralları uyarınca ‘kazan kaynatmak’tı.”
Dünkü
yaptığım paylaşımda da amacım, “Günümüzde Alevi-Bektaşi Dergâhları ve Cemevleri”nin
bu minval üzere işlevini yeterince yerine getirmediğine dikkat çekmekti. Yine
istedim ki, bu konular etraflıca konuşulsun. Tıpkı, PirHa haber ajansından
arkadaşların son günlerde yaptığı yazı dizisindeki gibi.
Sorumluluk bilinciyle dostlarımızın
telefonu üzerine bu açıklamayı yapmak gereğini duydum.
Aşk ile.
Ahmet Koçak, Küçükkuyu, 24 Ekim 2021